Ana Sayfa arrow Özelleştirme arrow Özelleştirme Örnekleri
Özelleştirme İhaleleri PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 

ÖZELLEŞTİRME İHALE USULLERİ

Özelleştirme uygulamalarının en önemli noktalarında birisi ihale aşamasıdır. Bu aşamada 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uygulanmayıp, 4046 sayılı Kanun’un 18. maddesinde yer alan usuller uygulanacaktır. Zira özelleştirme bu iki kanun kapsamında yapılan ihalelerden farklı olarak, klasik anlamda bir mal veya hizmet alımı niteliğini aşan kendine özgü bir uygulama türüdür.

Alıcılar açısından en çok merakla beklenilen aşama, ihale aşamasıdır. Kanunda birden fazla ihale yönteminin de kullanılabilmesine izin verilmiş bulunduğu için ÖİB, bu yetkilerini pazarlık aşamasında fiyatı maksimize edebileceği şekilde bir ihale bileşimi hazırlamak suretiyle kullanmaktadır. Esasen alıcı adayları açısından ihale stratejisinin doğru belirlenmesi çok önemli bir çalışmadır. Bu çalışma iki unsurdan oluşmaktadır, birisi teknik analiz, ikincisi stratejik analiz. Teknik analiz, maliyet, fiyatlama, karlılık vs iktisadi parametreler ile potansiyel minimum ve maksimum ihale teklif bedenlin belirlenmesidir. İkincisi ile ihale sürecinin hangi aşamalardan geçeceğine göre bu süreçlerde izlenecek stratejinin belirlenmesidir. Bu konuda, önceden belirlenemeyecek faktörlerin de bulunduğunu göz ardı etmemek lazımdır. Örneğin, ihale aşamasında oturulan masanın neresinde oturulduğu, her turun açılış fiyatını belirlemek adına önem arz etmektedir. Ancak, belirtmek gerekir ki, işi ihale yapmak olan ve bu konuda yıllardır deneyimli olan ÖİB idarecileri de ihale bedelini maksimum düzeye çıkartabilmek için bütün yetkilerini kullanmaktadır. Çok zaman, alıcılar için, ihale aşaması sadece teknik analizler üzerine yapılan harekeler olmaktan çıkmakta ve ihale havası ve psikolojisi içinde idarenin görevlilerinin de katkıları ile alıcılar önceden hedefledikleri rakamların üzerinde ihale fiyatları ile ihale sürecinden çıkabilmektedir. Bu nedenle, alıcılar açısından ihale stratejisinin doğru belirlenmesi maliyet avantajı sağlayıcı olabilecektir. Ancak, ÖİB’nin elemeli tur , yapma yetkisi nedeniyle ciddi alıcılar, elemeli turlarda elenmemek için rakamı yukarılara tırmandırmaktadır. Özelleştirme uygulamalarında ihale, özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların en uygun bedel ve koşullarla özelleştirilebilmesi amacıyla istekliler  arasında en yüksek bedeli veren ve en iyi şartları yerine getirmeyi taahhüt eden kişinin tespiti için kullanılan usuldür . Bu anlamda iktisadi olarak teklif edilen ihale rakamı açısından bakıldığında da teklif bedelinin peşin ödenmesi ile taksitli ödenmesi arasındaki finansman maliyeti açısından bakıldığında, her zaman nominal teklif bedeli en yüksek olan firmanın teklifi en yüksek teklif demek olmayabilir. Paranın finansman maliyeti açısından da bakılınca, reel teklif bedeli üzerinden hesaplama yapılarak, nominal olarak daha yüksek olan firmaya ihale edilmeyip nominal olarak daha düşük görünmekle birlikte reel olarak daha yüksek olan firmaya ihale yapılması da fiyata ilişkin en uygun yatırımcının belirlenmesi kriterleri arasında yer almalıdır.

Her ne kadar kanunda açıkça yer almamış olsa da yapılan işlemin nihai tahlilde bir ihale işlemi olması ve bu nedenle de kamu ihalelerinde bulunması gereken en önemli ilkeler arasında ihale sürecinde de rekabetin tesisi sağlanması gerekmektedir. Nitekim Danıştay, yakın tarihte verdiği bir kararda şöyle demiştir :

“Temyize konu İdare Mahkemesi kararında yer alan … Şirketinin 24.10.2003 tarihli teklif mektubunda teklif edilen bedelin koşula bağlanmış olduğu ve bu hususların teklifle ilgili bilgi verici nitelik taşımadığı gerekçesi ile teklif sahibi tarafından belirtilen fiyatın tespitinde esas aldıkları varsayımlar ile kısa listeye, dahil edilmeleri halinde hangi koşullarda iyileştirilebileceği yolundaki açıklamanın Borçlar Kanunu’nun 149 ve 152. maddelerinde düzenlendiği şeklinde teklife geçerlik kazandıracak ya da sona erdirecek bir şart niteliği taşımadığından; kararda yer alan iki firmanın katılmış olması nedeniyle ihalede rekabetin sağlanamadığı yolundaki gerekçe ve ihale ilanının yurt içinde ve yurt dışındaki gazetelerde yayınlanmış, yabancı ülkelerde ihale ile ilgilenebilecek şirketlerle toplantılar yapılarak, brifing verilmiş olması, ihaleye kartımla iradesini açıklayan 29 şirket ile gizlilik anlaşması yapılması, bu şirketlerden 16 tanesinin şartnameyi satın aldıktan sonra, 9 tanesinin bilgi odasına girerek şirket ile ilgili her türlü değerlendirmeyi yapmış olması ihaleye katılımı artırabilmek için teklif verme süresinin 18.09.2003’ten 24.10.2003 tarihine kadar uzatılmış olması karşısında, geniş bir duyurunun yapılması, işin boyutu itibariyle ikiden fazla firmanın katılmamasının ihalede rekabetin sağlanmadığı doğurmayacağından isabet bulunmamakta ...”
 
İhaleye uygun koşullarda ilan yapılması yeterli düzeyde isteklinin ihale dokümanı alması ya da ihale dokümanını incelemesi, dokümanda rekabeti kısıtlayacak hükümler bulunmaması halinde, ihaleye tek bir firmanın katılması ve bu işi yapacak başka bir firmanın bulunmadığı durumlarda tek firmanın ihaleye katılıp uygun bedel teklif etmiş olması ve ihale sürecinin herhangi bir aşamasında itiraz bulunmaması halinde ihalede rekabetin sağlanmadığı görüşünce varılamaz. Ancak alıcı olabilecek sektörde faaliyet göstermekte olan firmalar arasında gizli bir anlaşma olması ihtimali veya firmalar arası Gizli anlaşmalar gündeme gelebilir.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında, kanunda sayılan ihale yöntemlerinden hangisinin duruma göre uygulanacağının yasa ile saptanması gerektiğine hükmedilmiştir . Buna göre,
“..aynı Yasa'nın 18. maddesinin (C) bendinde de ihale usullerinin tamamı sayılarak, Özelleştirme İdaresi'ne işin gereğine göre bunlardan birini ya da birkaçını uygulama olanağı verilmiş; ihale işlemlerinin İdare Başkanı'nın onayı ile beş üyeden oluşacak ihale komisyonları tarafından yürütüleceği öngörülmüştür. İhale usulleri, kamu idarelerinin satacağı mal ya da göndereceği işlerde rekabet koşulları içinde en uygun teklifin oluşmasını gerçekleştirecek yöntemlerdir. Bu nedenle Yasa'da yalnız yöntem türlerinin belirlenmesi değil, durum ve konuma göre hangilerinin uygulanacağının açıkça saptanması gerekir. İhale komisyonlarının hiçbir etki altında kalmadan çalışabilecekleri ortamın sağlanması da doğabilecek kimi sakıncaları ortadan kaldırır.”

Bu karardan sonra 4046 sayılı kanunun 18/C maddesi, 4232 sayılı kanunun 2. maddesi ile değiştirilmiştir.

Aynı kararın karşı oy gerekçesinde ise bu değer saptama metotlarının belirlenmesinde idareye yetki verilmesi gerekliliği ve kamu yararına aykırı bir durum oluştuğu takdirde bunun her zaman yargı denetiminde olduğu vurgulanmıştır:

“4046 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin (B) bendinde "Değer Tesbiti" usulleri sayıldıktan sonra, özelleştirme programına alınan kuruluşların değer tespit işlemlerinin, bu kuruluşların nitelikleri ve bunlara uygulanacak özelleştirme yöntemleri dikkate alınarak bu bentte sayılanlardan birisi ile yapılacağı, (C) bendinde de, sayılan altı ihale usulünden hangisinin veya hangilerinin uygulanacağına Özelleştirme İdaresi'nce karar verileceği ve ihale sonuçlarının açıklık-şeffaflık ilkesi gereği kamuoyuna duyurulacağı belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin süreklilik kazanan kararlarına göre, bir yasal düzenlemenin Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için, yapılacak işin sınırları yasa ile belirlenmeli, teknik konulardaki uygulamaya ilişkin ayrıntıların saptanması ise yürütmeye bırakılmalıdır. Anayasa'nın 8. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, ‘...yürütme yasamaya tâbi bir organ olmaktan çıkarılmış, her iki kuvvetin Devlet faaliyetlerinin düzenlenmesinde eşitlik ve denklik içinde işbirliği yapmalarını öngören parlamenter hükümet sistemi bütün gerekleriyle uygulanmaya konmuştur. Bu nedenle yürütme, 1961 Anayasası'nda olduğu gibi bir görev olmaktan çıkartılmış, yürütme gerekli yetkilere sahip ve kanunların kendisine verdiği görevleri yerine getiren bir kuvvet olarak düzenlenmiştir.’

4000 sayılı Yasa'nın Ek 17. ve Ek 18. maddelerinin iptaline ilişkin 22.12.1994 günlü, E: 1994/70, K: 1994/65-2, 4107 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin beşinci fıkranın ve aynı Yasa'nın 2. maddesiyle 406 sayılı Yasa'ya eklenen üçüncü fıkranın iptaline ilişkin 28.2.1996 günlü, E: 1995/38, K: 1996/7 sayılı Anayasa Mahkemesi kararlarının "Karşıoy Yazısı" bölümündeki gerekçede de belirtildiği gibi, zamana ve günün koşullarına göre oluşacak değerin önceden yasa ile belirlenmesi yararlı ve hatta olanaklı da değildir. Bu değer saptama metodlarının seçimi konusunda idareye yetki tanınması işin gereğine daha uygun düşer.

Bu gibi günün siyasal ve ekonomik koşullarına göre hızlı değişkenlik gösteren ve oluşacak değerlere göre karar almayı gerekli kılan konulara ilişkin usul ve esasların ayrıntılı ve açık biçimde yasada belirlenmesinin doğru olmayacağı, ekonomik nitelikteki bu kararların günün koşullarına ve kamunun yararına uygun biçimde süratle alınabilmesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın yetkili kılınmış olmasının uygun olduğu düşünülmektedir.

Nitekim, dâva konusu Yasa hükmü ile özelleştirme programına alınan kuruluşların özelleştirilmesinde uygulanacak yöntemler ile değer tespit ve ihale usullerinden hangilerinin uygulanacağına işin gereği gözetilerek Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca karar verileceği belirtilmiştir.

Anayasa'nın 125. maddesine göre, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun bu işlemleri idarî yargının denetimine tâbi olacaktır. Objektif düzenleme ve subjektif idarî işlemler kamu yararına aykırı olursa bu işlemler idarî yargı yerlerince iptal edilebilir.

İhale hazırlık ve uygulama aşamalarından oluşmaktadır. Hazırlık ve uygulama aşamalarında en etkin uygulayıcı otorite ihale komisyonu’dur. Kanun, İhale Komisyonlarının Oluşumu ile İhale Usul ve İşlemleri, Komisyonun Teşkili, Komisyonun Çalışması ve Görevleri, gibi ihale komisyonu ile ilgili esasları belirlemiştir. Ayrıca, İhale Yöntemleri de Kanunda belirlenmiştir. Kanunun İhale ile ilgili maddeleri çok ayrıntılıdır. Ülkemizde son zamanlarda sıkça görüldüğü üzere, Yargının, yasamaya ve yürütmeye gereğinden fazla müdahalesi sebebiyle, adeta “yönetmeliklerin uygulamasını gösterir kanun” yapma alışkanlığı burada da kendisini göstermiştir. Kanunun 18/c maddesi uyarınca ihaleler; kapalı teklif, pazarlık, açık artırma veya belli istekliler arasında kapalı teklif usulü ile yapılır. İdare bunlardan bir veya birkaçını birlikte uygulayabilir. Kanunda düzenlenmiş ihale usulleri şunlardır;

Kapalı Teklif Usulü,
Pazarlık Usulü,
Açık Artırma Usulü,
Belli İstekliler Arasında Kapalı Teklif Usulü.


1. KAPALI TEKLİF USULÜ

Kapalı teklif usulünde teklifler yazılı olarak alınır. Teklif mektubu, bir zarfa konulup kapatıldıktan sonra zarfın üzerine isteklinin adı, soyadı ve tebligata esas olarak göstereceği açık adresi yazılır. Zarfın yapıştırılan yeri istekli tarafından imzalanır veya mühürlenir. Bu zarf geçici teminata ait alındı veya banka teminat mektubu ve istenilen diğer belgelerle birlikte ikinci bir zarfa konularak kapatılır. Dış zarfın üzerine isteklinin adı ve soyadı ile açık adresi ve teklifin hangi işe ait olduğu yazılır. Teklif mektuplarının istekli tarafından imzalanması ve bu mektuplarda şartname ve eklerinin tamamen okunup kabul edildiğinin belirtilmesi, teklif edilen fiyatın rakam ve yazı ile açık olarak yazılması zorunludur. Bunlardan herhangi birine uygun olmayan veya üzerinde kazıntı, silinti veya düzeltme bulunan teklifler reddolunarak hiç yapılmamış sayılır. Ayrıca teklif edilen bedelin ödeme şeklinin de gösterilmesi gerekir . Şöyle ki, “İhale suretiyle yapılacak özelleştirme işlemlerinde ihale bedelinin peşin mi yoksa vadeli mi ödeneceği hususunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde olması ihale işlemlerindeki açıklık ilkesinin gereğidir. 13.01.2004 tarihli nihai teklif mektuplarında da ihaleye teklif verenler tarafından yalnızca ödenecek bedel gösterildiği ve ödemenin peşin veya vadeli olup olmadığı belirtilmemiş bulunduğundan dava konusu ihale komisyonu kararının bu yönüyle de eksik ve ihale işlemlerindeki açıklık ilkesinden yoksun olduğu anlaşıldığından, İdare Mahkemesince iptali yolunda hüküm kurulmasında kanuna aykırılık görülmemiştir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.

Teklifler ilanda belirtilen tarih ve saate kadar sıra numaralı alındılar karşılığında idareye verilir. Diğer hususlar ihale şartnamesinde belirtilir. Verilen teklifler herhangi bir sebeple geri alınamaz. Tekliflerin belirlenen tarih ve saatte açılması sonucu, kaç teklif verilmiş olduğu bir tutanakla belirtildikten sonra dış zarflar hazır bulunan istekliler önünde alınış sırasına göre açılarak, istenilen belgelerin ve geçici teminatın tam olarak verilmiş olup olmadığı aranır. Dış zarfın üzerindeki alındı sıra numarası iç zarfın üzerine de yazılır. Belgeleri ile teminatı usulüne uygun ve tam olmayan isteklilerin teklif mektubunu taşıyan iç zarfları açılmayarak başkaca işleme konulmadan, diğer belgelerle birlikte kendilerine veya vekillerine iade olunur. Bunlar ihaleye katılamazlar, teklif mektuplarını taşıyan iç zarflar açılmadan önce, ihaleye katılacaklardan başkası ihale odasından çıkarılır . Bundan sonra zarflar numara sırası ile açılarak, teklifler komisyon başkanı tarafından okunur veya okutulur ve bir listesi yapılır. Bu liste komisyon başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır. Şartnameye uymayan veya başka şartlar taşıyan teklif mektupları kabul edilmez. Birkaç istekli tarafından aynı fiyat teklif edildiği ve bunların da uygun olduğu anlaşıldığı takdirde, bu oturumda aynı teklifte bulunan isteklilerin hazır olması halinde, bu isteklilerden ikinci bir yazılı teklif alınır ve bu işlem eşitlik bozuluncaya kadar sürdürülür. Kapalı teklif usulü ile yapılan ihalelerde, istekli çıkmadığı veya teklif komisyonca uygun görülmediği takdirde , yeniden aynı usulle ihale açılır veya komisyonca kamu yararı görüldüğü takdirde, ihale pazarlık ya da açık artırma usulü ile sonuçlandırılır. Yapılan ihalede “istekli çıkmadığı veya teklif komisyonca uygun görülmediği takdirde” komisyon yeniden ihale açmak zorunda değildir; isterse yeniden ihale açar, isterse pazarlık usulü ile veya açık artırma usulü ile ihaleyi sonuçlandırabilir. Kanunda, “komisyonca kamu yararı görüldüğü takdirde” şeklinde bir ibare bulunması İdare Hukuku tekniğine aykırıdır. Zira, komisyonun yaptığı her işlemde kamu yararına uygunluk esastır. Bunun bir kere daha kanunda yer almış olması kanun yapma tekniğine uygun bulunmamaktadır.


2. PAZARLIK USULÜ

Pazarlık usulünde, ihalelere birden fazla teklif sahibinden kapalı zarf içerisinde teklif almak şartıyla başlanabilir. Sermayesindeki kamu payı yüzde onbeşin altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde birden fazla teklif alınması şartı aranmaz. Ancak bu durumda da kıymet takdir raporunda belirtilen bedelden aşağı bir bedelle satış yapılmaması asıldır. Bununla birlikte, kamu payının %15’in altına indiği işletmelerdeki hisselerin satışında azınlık hisseleri satılmakta olduğu için bu hisselerin bedellerinin, kural olarak, çoğunluk hissesi satışı bedeli ile kıyaslanmaması gerekmektedir. Bu düzenlemeyle sermayesindeki kamu payı %15'in altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde tek teklifle yetinilmesine imkan tanınarak rekabet ortamının ortadan kaldırılmasına zemin hazırlandığı, bunun ise fiyatın daha düşük düzeylerde kalmasına neden olacağı ve kamu yararını ortadan kaldıracağı, kamu payı %15'in altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde uygulanacak kuralların, kamu payı %15'in üstünde olan iştirak hisselerin özelleştirilmesinde uygulanacak kurallardan farklı tutulduğu, böylece düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesi bu iddiayı yerinde bulmamıştır. Şöyle ki,

“Dava konusu kural, özelleştirme kapsamında, sermayesindeki kamu payı %15'in altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde birden fazla teklif alınması şartının aranmayacağını öngörmektedir.
233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesine göre iştiraklerde kamu payının en az %15 olması ve bu oranın sermaye artırımlarında korunması gerekmektedir. Ancak zaman içinde bu oranın korunamadığı ve iştiraklerde kamu payının %15'in altına düştüğü görülebilmektedir.
Yasama belgelerinden de anlaşıldığı üzere, dava konusu kural, sermayesindeki kamu payı çeşitli biçimlerde %15'in altına inen iştirak hisselerinin, değer kaybına uğramaksızın özelleştirilebilmesinin sağlanması ve ihale sürecinin tekrarlanması nedeniyle uğranılan kamu zararlarının engellenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç, aynı zamanda 4046 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (f) bendinde "ekonomide verimlilik ve kamu giderlerinde azalma sağlama" biçiminde tanımlanan özelleştirme amacıyla da paralellik göstermektedir.

İptali istenen düzenleme, sermayesindeki kamu payı %15'in altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde birden fazla teklif koşulunu aramamaktadır. Düzenlemenin gerekçesinde bu tür hisselerin özelleştirilmesinde kolaylık sağlanması amacı dile getirilmektedir.
Dava konusu kural ihale sürecinde birden fazla teklif verilmesini engellememekte, yalnızca sermayesindeki kamu payı %15'in altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesi durumuyla sınırlı bir istisna getirmektedir. Buna göre süre geçtikçe ekonomik değeri azalan ve devlete yönetim ve denetim olanakları sunmayan düşük oranlı KİT hisselerinin hızlı bir biçimde özelleştirilmesini sağlamak amacıyla birden fazla teklif alınma koşulunun aranmamasında kamu yararı amacının güdüldüğü anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı yönü bulunmadığından iptal isteminin reddi gerekir. Kuralın Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle ilgisi görülmemiştir. ”

Pazarlık usulünde, teklif sahipleri ile birden fazla Pazarlık görüşmesi yapılabilir. Pazarlık görüşmeleri teklif sahipleri ile ayrı ayrı yapılır. Pazarlık görüşmelerinin, ihalenin herhangi bir aşamasında pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahipleri ile müştereken yapılmasına komisyonca karar verilebilir. Komisyonca, pazarlık görüşmeleri sırasında ortaya çıkabilecek yeni durumlar karşısında, rekabete engel teşkil etmemek, ihale ilanında ve/veya şartnamede yer alan hususlara aykırı olmamak ve pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerine eşit olarak uygulanmak kaydı ile yeni esaslar belirlenebilir. Komisyonca gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilir. Bu husus ilanda ve/veya şartnamede belirtilir. Görüşmeler komisyon tarafından bir tutanakla tespit edilir, tutanak komisyon üyeleri ve teklif sahiplerince imzalanır.

Bir yerel mahkeme kararında, pazarlık usulü ile ihale edilen bir şirketin, ihale aşamasındaki hukuka aykırılıklar nedeniyle ihalenin iptali istemi kabul edilmiştir. Kararın gerekçesi şöyle açıklanmıştır:

“ 7.6.2003 tarihli …. İhale şartnamesinin “İhale Usulü” başlıklı 7. maddesinde de, yukarıda açıklaması yer alan 4046 sayılı yasanın 18. maddesi hükmüne paralel bir düzenleme getirilerek … ihalesinin, kapalı zarfla teklif alınmasını müteakip görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulüyle gerçekleştirileceği ve yine Komisyonca gerekli görüldüğü takdirde ihalenin, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabileceği kuralı getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan 4046 sayılı yasa ve şartname hükümleri ile pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde, ihale komisyonunca gerekli görüldüğü takdirde ihalenin pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabileceği belirtilerek söz konusu ihalenin açık artırma suretiyle sonuçlandırılıp sonuçlandırılmayacağı konusunda, ihale komisyonuna takdir yetkisi verildiği görülmekte ise de, bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı ve idarelerin tüm eylem ve işlemlerinde ve özellikle takdirine bırakılan konularda kamu yararını gözeterek işlem tesis etmesi gerektiği tartışmasızdır.
Pazarlık usulüyle yapılacak … ihalesine, kapalı zarf içerisinde teklif almak suretiyle başlanmış, pazarlık görüşmeleri sonucunda ihaleye katılan … ile … şirketi tarafından verilen teklifler revize edilmiş ve ihale komisyonu tarafından yapılan … tarihli nihai pazarlık görüşmesi de kapalı zarf içinde nihai teklif alınmak suretiyle sonuçlandırılarak ihale komisyonu tarafından açık artırmaya gidilmeksizin en yüksek bedeli veren … şirketine ihale edilmiştir.
.. ihalesine iki kişi katılmış olduğundan, açık artırma yapılması halinde rekabet ortamının oluşmasına engel teşkil edeceği.. dikkate alınarak ihalenin açık artırma suretiyle sonuçlandırılmadığı belirtilmiştir.
Ancak idarelerin, özelleştirme amacıyla yapacakları ihaleleri, Anayasa ve 4046 sayılı kanun hükümleri ile belirlenen yetki çerçevesinde.., koşulları bizzat idare tarafından belirlenen şekilde ve ihale yoluyla özelleştirilecek kamu varlığının en yüksek bedel ile satışını sağlamak amacıyla kamu yararı ve ülke çıkarlarını gözeterek gerçekleştirmesi gerekmektedir.
Bu nedenle … ihalesine katılan şirketler ile yapılan pazarlık görüşmelerinde, özelleştirilecek kamu varlığının açık artırma yoluna gidilerek ihalesi mümkünken, nihai teklif almak suretiyle sonuçlandırıldığı ve idarelerin özelleştirme işlemlerinde kamu kaynaklarının en verimli biçimde kullanılması ilkesi gözetilmeksizin işlem tesis edildiği ve açık artırma usulü uygulanması konusunda ihale komisyonuna tanınan takdir yetkisinin kamu yararına aykırı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. ”


3. AÇIK ARTIRMA USULÜ

Açık artırma usulü ile yapılan ihalelere, istenilen teminatı vermiş ve ihale ilanında, ihaleye katılabilmek için belirtilen gerekli şartları yerine getirmiş oldukları komisyonca tespit edilen teklif sahipleri katılabilirler. İstenilen ilk değer ile açık artırmanın her aşamasında verilecek tekliflerde asgari artırılabilecek miktar komisyonca belirlenir. Açık artırmanın süresi komisyonca belirlenerek açık artırmaya başlanılmadan önce hazır bulunan teklif sahiplerine duyurulur. Komisyonca gerekli görülen hallerde süre bir defaya mahsus olmak ve en çok önceki sürenin yarısını geçmemek üzere artırılabilir. Bu işlemler ve komisyonca belirlenecek teklif verme sırası teklif sahiplerinin huzurunda komisyonca bir tutanakla tespit edilir. Teklif sahipleri tarafından, açık artırmaya esas alınacak ilk değer kadar veya bu değerin üzerinde teklif yapıldığı takdirde açık artırmaya devam olunur. Teklif sahipleri bir önceki teklifi artırmak suretiyle yeni tekliflerde bulunurlar. Bu suretle yapılan açık artırmada yeni bir teklif gelmezse komisyon başkanı son teklif üzerinden ihalenin bitirileceğini duyurur ve bu duyuru üç kez yapılır. Buna rağmen teklif gelmemesi halinde açık artırmaya son verilir. Açık artırmaya ilişkin işlemler tutanakla tespit edilir. Tutanak komisyon üyeleri ve teklif sahiplerince imzalanır. Bu Tutanağın onaylı bir sureti talep edilmesi durumunda isteklilere verilebilir. İhalede saydamlık ve açıklık ilkelerinin sağlanması için yerinde bir uygulama olacaktır.

 


4. BELİRLİ İSTEKLİLER ARASINDA İHALE USULÜ

Çıkılan ihaleden sonuç alınamaması halinde, Kurulun onayı alınmak kaydıyla belirli istekliler arasında ihale usulü ile ihale yapılabilir. Bu yöntem Kamu İhale Kanunu ve 2886 sayılı kanunda da düzenlenmiş bir ihale yöntemidir. Bu usulle yapılacak ihaleler için alınacak tekliflerde teknoloji, yatırım, üretim ve istihdam şartlarından hangisinin veya hangilerinin aranacağı ve diğer esaslar hazırlanacak ihale şartnamesinde belirtilir . Hazırlanacak ihale şartnamesi çerçevesinde istekli veya isteklilerden proje ve taahhütlerini içeren teklifleri alınır. Tekliflerin alınmasından sonra istekli ya da isteklilerle tek tek veya müştereken görüşme yapılmasına ihale komisyonunca karar verilir. Yapılacak görüşmeler sonucunda ihale sonuçları karara bağlanmak üzere İdarece Kurula sunulur.

 

 

1985 yılından itibaren 246 kuruluştaki kamu hisseleri, 22 yarım kalmış tesis, 393 taşınmaz, 8 otoyol, 2 boğaz köprüsü, 103 Tesis, 6 Liman, şans oyunları lisans hakkı ile Araç Muayene İstasyonları özelleştirme kapsamına alınmıştır.
 

23 kuruluştaki kamu payı ile 4 taşınmaz daha sonra özelleştirme işlemine tabi tutulmaksızın kapsamdan çıkarılmak, tasfiye edilmek veya kapsamda olmayan başka bir kuruluşla birleştirilerek tüzel kişiliği sona erdirilmek üzere devredilmiştir.  Bunlar arasında yer alan T. Öğretmenler Bankası Mayıs 1992’de Halk Bankası’na, Denizcilik Bankası Kasım 1992’de Emlak Bankası’na, Ardem A.Ş. Ağustos 1999’da Arçelik A.Ş.’ye devredilmiştir. TÜLOMSAŞ, TÜDEMSAŞ ve TÜVASAŞ, TCDD’ye iade edilmiştir. Nisan 1987’de özelleştirme kapsamına alınan Gübre Fabrikaları A.Ş. 1989 yılında kapsamdan çıkarılmıştır. Yine kapsama alınan Boğaziçi Hava Taşımacılığı A.Ş. ise tasfiye edilmiştir. TEAŞ’ın bazı şirketlerinde iştirak payı olan AKTAŞ, NURTEK, TGT ve SOYTEK Elekt. Sant. Tes. İşl. ve Tic. A.Ş., ETİTAŞ Elekt. Teç. İmal. Tesisat A.Ş., MİTAŞ Madeni İnş. İşleri A.Ş. ile Kayseri ve Civarı Elekt. T.A.Ş. Mart 1998’de kapsam ve programdan çıkarılmış, eski statülerine iade edilmiştir. Eylül 1997’de kapsama alınan Oyak Sigorta şirketleri Ekim 1998 tarihinde kapsamdan çıkartılarak eski statülerine iade edilmiştir. Aralık 2000’de kapsama alınarak hazırlık işlemine tabi tutulmasına karar verilen Eti Holding A.Ş. Temmuz 2001’de kapsamdan çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir. Eylül 2003’de kapsama alınan TİGEM Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ağustos 2004 tarihinde kapsamdan çıkarılmıştır. 20 Mart 1990 tarihinde kapsama alınan  Gönen Gıda Sanayi A.Ş. 5 Nisan 2006 tarihinde çıkarılmıştır.  Ayrıca, 14.6.1995 tarihinde 4046 sayılı Kanun çerçevesinde hisseleri özelleştirme kapsamına alınarak Özelleştirme İdaresi’ne devrilen Türk Telekom, bu işlemin 28.2.1996 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi sonucu kapsamdan çıkarılmıştır. Şirketin özelleştirme çalışmaları 4161 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülmektedir.
 
Bunun yanısıra, 1992 yılında kapsama alınan Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’de tesis ve varlık satışı yöntemiyle kısmen özelleştirme uygulamaları gerçekleştirilmiş, ancak 2005 yılında kapsam ve programdan çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir.
 
Ayrıca BASF – Sümerbank Kimya Sanayii A.Ş. ile Güney Sanayii’ndeki kamu payları, 1993 yılında, daha önce bu paylara sahip olan Sümer Holding’e, ETAĞ A.Ş. ise Ağustos 2001’de Turban Turizm A.Ş.’ye devredilmiştir. Bunun yanı sıra, çeşitli tarihlerde özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlardan 15 iştirak hissesinin özelleştirme çalışmalarının Sümer Holding A.Ş. tarafından yapılabilmesi amacıyla, sözkonusu 15 kuruluşta bulunan İdare’ye ait azınlık hisseleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 12 Mart 2001 tarihli kararı ile Sümer Holding A.Ş.’ye  devredilmiş, 4 kuruluşun özelleştirme işlemleri tamamlanmıştır. Yasataş A.Ş. ile MEYBUZ A.Ş.’ye ait İdare hisselerinin özelleştirme çalışmalarının Et ve Balık Ürünleri A.Ş. tarafından yapılabilmesi amacıyla, 10 Eylül 2001 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’ye devredilmiş, YASATAŞ EBÜAŞ bünyesinde birleştirilerek tüzel kişiliği sona erdirilmiştir. Meybuz A.Ş.’nin ise özelleştirme işlemleri tamamlanmıştır. İGSAŞ İstanbul Gübre San. A.Ş. ise 15 Nisan 2002’de TÜGSAŞ Türkiye Gübre San. A.Ş. bünyesinde birleştirilmiş ve özelleştirilmiştir. 2003 yılında kapsama alınan Manisa Pamuklu Men. A.Ş. ise Sümer Holding A.Ş.’ye devredilmiştir.
 
Bunların dışında 1995 yılında özelleştirme kapsamına alınan Hamitabat, Kemerköy, Soma-B ve Yeniköy elektrik santralleri 1997 yılında kapsamdan çıkarılmış ve Enerji Bakanlığı’na iade edilmiştir. Sözkonusu santraller 2003 yılında yeniden kapsama alınmıştır. Ancak Kemerköy ve Yeniköy, 2006 yılında kapsamdan çıkarılmıştır. Maliye Bakanlığı ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait 4 taşınmaz ise 2000 yılında kapsamdan çıkarılmıştır.
 
Ayrıca, 2004 yılında kapsam ve programa alınan Manavgat İçme Suyu Tesisi ile 2005 yılında kapsam ve programa alınan Foça tatil Köyü, 2006 yılında kapsam ve programından çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir.
 
Özelleştirme uygulamalarının başlatıldığı 1985 yılından 2008 yılına kadar geçen 23 yıllık sürede kapsama alınan kuruluşların yarısından fazlası tamamen özelleştirilmiştir. Bu kuruluşlardan, daha önce ÇİTOSAN’ın bağlı ortaklığı statüsünde faaliyet gösteren çimento fabrikaları dışında, bu kuruluşların büyük bir kısmı varlık veya kamunun azınlık hissesine sahip olduğu iştiraklerdir. Bugüne kadar, SEK ve YEM Sanayii, ÇİTOSAN, TESTAŞ ve ORÜS’e bağlı tüm üretim birimleri tamamen özelleştirilmiş ve devlet bu alanlarda işletmecilikten çekilmiştir. YEM Sanayii A.Ş. ve SEK Süt Ürünleri A.Ş.’nin Kasım 1997’de, ÇİTOSAN ve TESTAŞ’ın ise Temmuz 1999’da, tüzel kişilikleri Ticaret Sicil’den silinmiş, sözkonusu şirketler EBK Et ve Balık Ürünleri A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tasfiye edilmiştir. Bunun yanısıra, 7 giyim tesisi ve 34 gayrimenkulu özelleştirilen KÖYTEKS Yatırım Holding A.Ş. de, Aralık 1998 tarihinde Sümer Holding A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tasfiye edilmiştir. Ayrıca ORÜS Orman Ürünleri A.Ş. bünyesinde bulunan 21 işletmesi özelleştirilmiş, kalan 2 işletme SEKA’ya devredilerek, kuruluş Mart 2000 tarihinde tasfiye edilmiştir. Öte yandan, İSDEMİR 31 Ocak 2002 tarihinde imzalanan devir sözleşmesiyle tüm varlıkları ile birlikte ERDEMİR’e devredilmiş ve tüzel kişiliği sona ermiştir. ÇELBOR A.Ş.’de bulunan %100 oranındaki hisselerin tamamı 31 Mayıs 2002 tarihinde ERDEMİR’e devredilmiştir. T. Gemi Sanayii A.Ş. ise T. Denizcilik İşletmeleri A.Ş. bünyesinde birleştirilerek Mayıs 2002’de tüzel kişiliği sona ermiştir. DİTAŞ Deniz İşletmeciliği A.Ş.’de bulunan %50.98 oranındaki hisselerin tamamı 21 Kasım 2002 tarihinde TÜPRAŞ’a devredilmiştir. Turban Turizm A.Ş., T. Zirai Donatım  A.Ş.  ve  TÜMOSAN  Türk Motor Sanayii A.Ş. 7 Şubat 2003 tarihinde SÜMER HOLDİNG A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişilikleri sona ermiştir. Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş. (SEKA) ile Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (TÜGSAŞ), 19 Eylül 2005 tarihinde SÜMER HOLDİNG A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişilikleri sona ermiştir. 29 Ocak 2008 tarihinde ise Türkiye Demir Çelik İşletmeleri A.Ş., Sümer Holding A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişiliği sona ermiştir. 
KARDEMİR özelleştirmesiyle ilk defa yöre halkı, sanayici ve çalışanlara bedelsiz devir suretiyle gider tasarrufuna yönelik bir uygulama yapılmıştır. NETAŞ ve TOFAŞ’da bulunan kamu hisseleri ilk defa uluslararası piyasalarda halka arz edilmiş, böylece İMKB’nin yabancı borsalarla entegrasyonunun sağlanmasında bir adım atılmıştır. 1990’lı yılların başında bir çok şirketteki kamu hisseleri kısıtlı da olsa halka arz edilmiş, hisse senedinin kurumsallaşması ve sermayenin tabana yayılmasında bir başlangıç yapılmış, 1998 yılında da T. İŞ BANKASI’ndaki kamu hisseleri ile 2000 yılında TÜPRAŞ hisselerinin büyük bölümünün özelleştirilmesiyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda bugüne kadar yapılan en büyük halka arz gerçekleştirilmiştir. SÜMERBANK, DENİZBANK, ETİBANK ve ANADOLUBANK’ın özelleştirilmesi ile de kamu bankalarının özel sektöre devredilmelerine ilişkin ilk  adımlar atılmıştır. DENİZ NAKLİYATI T.A.Ş.’nin özelleştirilmesi, TDİ’nin İzmir Körfez Hattı ile Şehir içi Yolcu ve Araç Taşımacılığı’nın da devri sonucunda devlet, deniz taşımacılığından da çekilmeye başlamıştır. Yine 2000 yılı içerisinde POAŞ’ın % 51 oranındaki hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi sonucunda bugüne kadar yapılan en büyük özelleştirme uygulaması gerçekleştirilmiş, 2002 yılında ise kalan kamu hisselerinin İMKB’de satışı sonucunda POAŞ’da bulunan kamu hisselerinin tamamı özelleştirilmiştir. Ayrıca bu süreç içerisinde devletin, turizm, tekstil ve hayvancılık sektörlerindeki işletmelerinin yaklaşık % 90’ı da özelleştirilmiştir.
 
Halen özelleştirme kapsamında 2, kapsam ve programda 14 olmak üzere toplam 16 kuruluş bulunmaktadır.  Bu  kuruluşların  11  tanesinde  % 50’nin  üzerinde  kamu  payı  vardır. Sözkonusu 2 kuruluşun programa alınması yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir. Bunun yanısıra, özelleştirme kapsamında 62 taşınmaz, 77 tesis, 5 liman, 8 otoyol, 2 boğaz köprüsü, şans oyunları lisans hakkı da  yer almaktadır.

 

Kaynak: KEŞLİ/SARISU, Türkiye'de ÖZELLEŞTİRME ve Yargısal Sorunlar, İstanbul 2008; ÖİB.
 
< Önceki   Sonraki >
 

Etkinlik Takvimi

« < Eylül 2008 > »
P S Ç P C C P
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5

Etkinlik Listesi

Cum Eyl 26
17th E.C.U. Euromeeting
Köprü
Petrol
sharris.jpg

Mevzuat

Henüz PPP konusunda kapsayıcı bir kanun çıkarılmamıştır. Ancak Meclis’in gündeminde PPP Kanun taslağı bulunmaktadır. Devami Var

Eğitim

Türkiye’de PPP gelişimini desteklemek amacıyla uzman kadromuz ile talebe yönelik özel eğitimler vermekteyiz.Devami Var

Danışmanlık

Projelerinizi, derneğimizin sunduğu know-how değişimiyle desteklemek istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bize Yazin